Blog

Denetim Sürecinde Yeni Suç İşleme | HAGB ve Denetimli Serbestlikte Hukuki Sonuçlar

Ceza hukukunda denetim sürecinde yeni suç işleme, hükümlü veya sanık için önemli sonuçlar doğuran kritik bir durumdur. Özellikle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve denetimli serbestlik/şartlı tahliye kapsamında bulunan kişiler, belirlenen süre içinde suç işlememekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğe aykırı davranılması hâlinde önceki cezanın açıklanması, infazın devamı ve ek ceza yaptırımları gündeme gelebilir.

Bu yazıda denetim süresi içinde yeni suç işlenirse ne olacağı, hangi cezai süreçlerin başlayacağı ve kişinin haklarının neler olduğu ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

1. Denetim Süreci Nedir? Nasıl Başlar?

Denetim süreci, ceza infaz sisteminde sanığın veya hükümlünün topluma uyumu gözetilerek belirli şartlar altında serbest bırakıldığı bir dönemdir. Başlıca iki hukuki çerçevede uygulanır:

 Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

  • 2 yıl veya daha az hapis cezası için uygulanabilir.

  • Sanığa 5 yıllık bir denetim süresi tanınır.

  • Bu süre içinde kasıtlı suç işlenmezse hüküm düşer ve ceza infaz edilmez.

Devamını oku: Denetim Sürecinde Yeni Suç İşleme Cezası

Türk Ceza Kanunu'na Göre Hakaret İçeren İfadeler Nelerdir?

Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenen ve kişinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyen her türlü söz, ifade ve davranışı kapsayan bir suç türüdür. Günlük hayatta bazen basit bir tartışma, bazen sosyal medya yorumları hatta ima yoluyla yapılan söylemler hakaret suçu kapsamına girebilmektedir.

Peki hangi sözler hakaret olarak kabul edilir? Aşağıda TCK kapsamında örnekler ve hukuki sınırlar detaylı şekilde açıklanmıştır.


Hakaret Sayılan Sözlere Örnekler

Aşağıdaki türde sözler, kişi hakkında küçük düşürücü ve aşağılayıcı nitelikte olduğundan hakaret suçunu oluşturabilir:

Devamını oku: Hangi Sözler Hakaret Sayılır

Şiddetli Geçimsizlik (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması) Nedir?

Şiddetli geçimsizlik, Türk Medeni Kanunu’nda “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olarak düzenlenen ve Türkiye’de en sık başvurulan çekişmeli boşanma sebebidir. Eşler arasında ortak yaşamı sürdürmeyi objektif olarak imkânsız hale getiren yoğun tartışmalar, saygı kaybı, psikolojik şiddet veya ciddi iletişimsizlik durumları bu kapsamda değerlendirilir.

Bu yazıda şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasının hukuki dayanakları, dava süreci, deliller, kusur durumu ve nafaka–tazminat ilişkisi ayrıntılı şekilde ele alınmıştır.

1. Şiddetli Geçimsizliğin Hukuki Tanımı

Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine göre evlilik birliği, eşlerden ortak hayatı sürdürmeleri artık beklenemeyecek ölçüde temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Bu madde gereğince mahkeme, evliliğin gerçekten sürdürülemez olup olmadığını şu kriterlere göre değerlendirir:

  • Eşler arasındaki uyuşmazlıkların şiddeti

  • Tartışmaların boyutu

  • İletişimin tamamen bitmiş olması

  • Evlilik birliğinin artık amacına hizmet etmemesi

  • Ortak hayatın çekilmez hale gelmesi

Bu nedenle şiddetli geçimsizlik somut olay üzerinden değerlendirilir.

Devamını oku: Şiddetli Geçimsizlik (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması)

Babalık Davası Nedir?

Babalık davası, evlilik dışında doğan bir çocuğun biyolojik babası ile arasında hukuki soybağı kurulması amacıyla açılan bir aile hukuku davasıdır. Bu davanın temel amacı, biyolojik gerçekliğin hukuken tanınmasını sağlamak, çocuğun kimliğinin doğru biçimde belirlenmesine katkıda bulunmaktır.

Babalık davası, hem çocuğun hem de annenin haklarını koruyan önemli bir hukuk yoludur. Ayrıca çocuk ile baba arasında miras, nafaka ve kimlik gibi birçok sonuca neden olur.

Babalık Davasını Kimler Açabilir?

Babalık davası belirli kişiler tarafından açılabilir:

Devamını oku: Babalık Davası

Soybağının (Nesebin) Reddi Davası Nedir?

Soybağının reddi davası, evlilik içinde doğan ya da evliliğin sona ermesinden kısa süre sonra doğan çocuk ile nüfusta baba görünen kişi arasındaki soybağının gerçek biyolojik duruma uygun olmadığı iddiasıyla açılan bir davadır. Bu dava, babalık karinesinin çürütülmesi ve nüfus kaydının düzeltilmesini amaçlar.

Bu nedenle soybağının reddi davası, hem aile hukuku hem de kişilik hakları açısından büyük öneme sahiptir.


Soybağının Reddi Davasını Kimler Açabilir?

Soybağının reddi davası, belirli kişiler tarafından açılabilir ve herkes bu davayı açma hakkına sahip değildir. Dava açabilecek kişiler:

1. Koca (Nüfusta Baba Görünen Kişi)

  • Çocuğun kendisinden olmadığını iddia ederek soybağının reddini isteyebilir.

  • Babalık karinesi, evlilik içinde doğan çocuğu kocaya bağlar; bu karinenin çürütülmesi davayla mümkündür.

2. Anne

  • Çocuğun kocadan olmadığını ileri sürerek soybağının reddi davası açabilir.

  • Bu hak çocuğun üstün yararı gözetilerek tanınmıştır.

3. Çocuk

  • Ergin olduktan sonra, kendi soybağının gerçek duruma uygun olmadığını iddia ederek dava açabilir.

4. Cumhuriyet Savcısı

  • Kamu düzeni gerektirdiğinde soybağının reddi davası açabilir.

Devamını oku: Soybağının (Nesebin) Reddi Davası

Boşanma Davası Avukatı: Haklarınızı Koruyan Profesyonel Hukuki Destek (Güncel Rehber)

Boşanma süreci; maddi, manevi ve hukuki açıdan karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu nedenle tarafların haklarını doğru şekilde savunması için boşanma davası avukatı ile çalışması büyük önem taşır. Aile hukukunda uzman bir avukat, hem sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar hem de olası hak kayıplarının önüne geçer. Bu rehberde, boşanma davası avukatının görevlerinden, boşanma türlerinden ve sürecin nasıl yürütüldüğünden ayrıntılı şekilde bahsedilecektir.


Boşanma Davası Avukatı Kimdir? Neden Önemlidir?

Boşanma davası avukatı, aile hukuku kapsamında boşanma, nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminat gibi konularda uzmanlaşan hukuk profesyonelidir. Sürecin her aşamasında müvekkilin haklarını korur ve hukuki adımların doğru atılmasını sağlar.

Avukat tutmanın en önemli nedenleri:

  • Hak kaybını önler

  • Mahkeme sürecini hızlandırır

  • Duruşma ve dilekçe süreçlerinde profesyonel destek sunar

  • Delil toplama ve sunma sürecini yönetir

  • Psikolojik ve duygusal yükü azaltır

Devamını oku: Boşanma Davası Avukatı

1. Kavram ve Tanım

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Türk ceza hukukunda uygulanabilecek en ağır özgürlüğü bağlayıcı ceza türüdür. Teorik olarak hükümlünün yaşamı boyunca devam eden, süreye bağlı olmayan ve infaz koşulları bakımından en sıkı rejime tabi ceza niteliğindedir. Bu ceza, önceki hukuk sistemindeki “idam cezası”nın kaldırılmasından sonra onun yerine geçen en ağır yaptırım olarak kabul edilir.

2. Neden “Ağırlaştırılmış”?

Bu cezanın “ağırlaştırılmış” olarak nitelendirilmesinin temel sebebi, yalnızca sürenin ömür boyu olması değil, infazın olağan müebbet cezasına kıyasla daha katı şartlarda yürütülmesidir.
Ağırlaştırılmış müebbet cezasında:

  • Tek kişilik odada barındırılma,

  • Günlük açık havaya çıkma süresinin sınırlı olması,

  • Sosyal etkinliklere katılımın kısıtlanması,

  • Ziyaret ve iletişim haklarının daha sıkı kurallara bağlanması,

  • Cezaevi içi hareket alanının daraltılması,

gibi özel düzenlemeler bulunur. Bu ceza, topluma karşı son derece ağır tehlike oluşturduğu kabul edilen suçlarda uygulanır.

Devamını oku: Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası

1. Müebbet Hapis Cezasının Tanımı

Müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca devam eden ve süresi belirli olmayan bir hapis cezasıdır. Hukuk sisteminde “ömür boyu hapis” anlamına gelir ve en ağır yaptırımlar arasında yer alır. Buna rağmen uygulamada infaz rejimi, iyi hâl değerlendirmeleri ve koşullu salıverme hükümleri nedeniyle bu cezanın mutlaka ölümüne kadar cezaevinde geçirilmesi gerekmez.

2. Müebbet ve Ağırlaştırılmış Müebbet Arasındaki Fark

Ceza hukuku, iki tür ömür boyu hapis cezası öngörür: müebbet hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis.

  • Müebbet hapis, standart güvenlik önlemleri altında infaz edilir.

  • Ağırlaştırılmış müebbet, daha sıkı güvenlik rejiminde, daha fazla kısıtlama içeren koşullarda uygulanır. Tek kişilik odada barındırma, dış dünya ile daha sınırlı iletişim gibi özel düzenlemeleri vardır.

Bu iki ceza arasındaki temel fark, cezanın süresinden çok infaz koşullarında ve koşullu salıverme şartlarında ortaya çıkar.

Devamını oku: Müebbet Hapis Cezası

1. Temel Tanım Farkı

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması)

  • Mahkeme, sanık hakkında bir mahkûmiyet hükmü kurar, ancak karar açıklanmaz ve 5 yıl denetim süresine bırakılır.

  • Bu süre içinde yeni bir suç işlenmezse hüküm hiçbir zaman açıklanmaz ve dava düşer.

  • Sanık hiç mahkûm edilmemiş gibi olur.

Cezanın Ertelenmesi

  • Mahkeme, sanığa verdiği hapis cezasını açıkça kurar ve mahkûmiyet hükmü kesinleşir, ancak cezanın infazı ertelenir.

  • Erteleme süresinde denetim tedbirleri uygulanabilir.

  • Süre sonunda ceza infaz edilmiş sayılır, ancak kişi mahkûm olmuş kabul edilir.

Devamını oku: HAGB ile Cezanın Ertelenmesi Farkı Nedir

Ceza yargılamasında tutuklama, kişi özgürlüğünü doğrudan sınırlayan ağır bir koruma tedbiridir. Tutuklamanın istisna, serbestliğin ise kural olduğu ilkesi gereği, kanun koyucu bazı durumlarda tutuklamanın yerine daha hafif tedbirlerin uygulanmasına imkân tanımıştır. Bu tedbirlerden biri de güvence bedeli veya uygulamadaki yaygın adıyla kefaletle serbest kalmadır. Türk Ceza Muhakemesi sisteminde güvence bedeli, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) özellikle m. 109 ve m. 110 hükümlerinde düzenlenmiş olup, kişinin adli makamlara karşı yükümlülüklerini yerine getirmesini teminat altına alan önemli bir kurumdur.

Güvence Bedelinin Tanımı

Güvence bedeli, şüpheli veya sanığın;

  • soruşturma ve kovuşturma sürecinde kaçmayacağını,

  • delilleri karartmayacağını,

  • adli kontrol yükümlülüklerine uyacağını

teminat altına almak amacıyla, mahkeme veya hâkim tarafından belirlenen parasal güvencedir. Güvence yatırılması hâlinde kişi tutuklanmaksızın veya tutukluluk hâli sona erdirilerek serbest bırakılabilir.

Bu yönüyle güvence bedeli bir “ceza” değil, geçici bir adli kontrol tedbiridir.

Devamını oku: Güvence Bedeli Kefaletle Serbest Kalma
WhatsApp Whatsapp